Küme düşmeyi kaldırmak yetmez, eliniz değmişken bütün takımları da şampiyon ilan edin
"İnsancıllık", "yardımseverlik", "komşuculuk", "özgecilik", "diğergâmcılık", "kendim için birşey istiyorsam namerdimcilik" adına ne derseniz deyin o insanoğlunun gelişme/hayattan zevk almasının önündeki en büyük engel bir kere daha kendini gösterdi.
Sözkonusu olan siyasi popularizm olsa da ana fikir "ne olacak canım, yaptıkları ile niye cezalandırılıyor ki, el birliği ile başına gelen bu kötü olayı da bertaraf ederiz, bu arada başaranlar haksızlığa uğramış olur ama ne gam. Onlar da "İyi de bu arada benim çabalarım haybeye mi olacak?" diyecek kadar bencil değillerdir ya. Yok artık." şeklinde gelişiyor.
Neymiş, şehirlerinin özelliklerinden dolayı bu sene ligden küme düşme kalksınmış... O zaman şampiyonluğu da kaldırın, herkesi şampiyon ilan edin, olsun bitsin. "100 metre finaline katılan herkese altın madalya verelim, ötekiler de biraz daha yavaş da olsa koştular, onlar da altın madalya alsın, güzel güzel kardeşlik içinde yaşyalım, ne olur yani?" türü abuk, cıvık iğrenç bir "kaybedenin yanında olma" sendromu her tarafı sarmış durumda.
Kimse "Hayır kardeşim, daha iyi koşan daha iyi hazırlanmış demektir, küme düşmemeyi başaran takıma haksızlık ediliyor. Kurallar önceden belliydi ve herkes bu belli kuralları kabul ederek lige başladı" demeyecek mi? Diyenler "insafsız, vicdansız, kendinden başkasını düşünmeyen bencil" olarak suçlanmaya devam edecek mi?
Deniz Baykal'ın teklifine Diyarbakırspor sözcüsü "kimse bizim üzerimizden siyaset yapmasın, küme düşmüş olmak bizim sorunumuz. Şimdi yapmamız gereken önümüzdeki sene daha güçlü bir ekip kurup tekrar birinci lige yükselmek olmalı" deyince fazlası ile sevindim, umutlandım.
Ancak öğleden sonra, herhalde baskılar sonucu, "yanlış anlaşıldım, evet haksızlığa uğradık, yardım edilmeli" gibi laflarla çarkedilince tekrar karamsarlığa kapıldım.
Hiç olmazsa bir kaç sağduyulu insan çıkar ve gerçekleri görür diye umut ediyorum
Sözkonusu olan siyasi popularizm olsa da ana fikir "ne olacak canım, yaptıkları ile niye cezalandırılıyor ki, el birliği ile başına gelen bu kötü olayı da bertaraf ederiz, bu arada başaranlar haksızlığa uğramış olur ama ne gam. Onlar da "İyi de bu arada benim çabalarım haybeye mi olacak?" diyecek kadar bencil değillerdir ya. Yok artık." şeklinde gelişiyor.
Neymiş, şehirlerinin özelliklerinden dolayı bu sene ligden küme düşme kalksınmış... O zaman şampiyonluğu da kaldırın, herkesi şampiyon ilan edin, olsun bitsin. "100 metre finaline katılan herkese altın madalya verelim, ötekiler de biraz daha yavaş da olsa koştular, onlar da altın madalya alsın, güzel güzel kardeşlik içinde yaşyalım, ne olur yani?" türü abuk, cıvık iğrenç bir "kaybedenin yanında olma" sendromu her tarafı sarmış durumda.
Kimse "Hayır kardeşim, daha iyi koşan daha iyi hazırlanmış demektir, küme düşmemeyi başaran takıma haksızlık ediliyor. Kurallar önceden belliydi ve herkes bu belli kuralları kabul ederek lige başladı" demeyecek mi? Diyenler "insafsız, vicdansız, kendinden başkasını düşünmeyen bencil" olarak suçlanmaya devam edecek mi?
Deniz Baykal'ın teklifine Diyarbakırspor sözcüsü "kimse bizim üzerimizden siyaset yapmasın, küme düşmüş olmak bizim sorunumuz. Şimdi yapmamız gereken önümüzdeki sene daha güçlü bir ekip kurup tekrar birinci lige yükselmek olmalı" deyince fazlası ile sevindim, umutlandım.
Ancak öğleden sonra, herhalde baskılar sonucu, "yanlış anlaşıldım, evet haksızlığa uğradık, yardım edilmeli" gibi laflarla çarkedilince tekrar karamsarlığa kapıldım.
Hiç olmazsa bir kaç sağduyulu insan çıkar ve gerçekleri görür diye umut ediyorum

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home