<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593</id><updated>2011-05-25T04:29:49.940+03:00</updated><category term='uzlaşı'/><category term='toplum'/><category term='Ayn Rand'/><category term='uzlaşma'/><title type='text'>PsikoPatates</title><subtitle type='html'>Hayatım ve hayatıma olan sevgim adına yemin ederim ki...hiçbir zaman bir başkası için yaşamayacağım ve başkasından da benim için yaşamasını istemeyeceğim.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>13</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-6385075288436167984</id><published>2007-03-03T09:55:00.000+02:00</published><updated>2007-03-03T10:24:49.711+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzlaşma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayn Rand'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='toplum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzlaşı'/><title type='text'>Toplumsal Uzlaşma nedir, altında yatan düşünce kime aittir?</title><content type='html'>Geçenlerde üyesi olduğum bir grupta "Cumhurbaşkanlığı Seçimi için "toplumsal uzlaşma" arandığı ve hatta bunun için de "görüşleri toplamak adına" bir inetnet sitesi kurulduğu mesajı gelince ben de şöyle bir yanıt yazdım :&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırsat bu fırsat ben de "uzlaşma"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- cok matah birşey&lt;br /&gt;- birlikte yaşamanın temel kriterlerinden biri&lt;br /&gt;- üstelik farklısını düşünmenin, akılsızlığın dikalası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak kabul edilmiş konusu üzerine huysuzluk yapayım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Savunucularının aksine, uzlaşma, herkesi mutlu etmez....Hatta tam tersi uzlaşma herkesi mutsuz eder...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü taraflardan hiçbiri istediğini tam olarak alamamıştır.İstediğini tam alamayan insan da kaybettiklerini düşündükçe huzursuz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel tatmin sağlanamadığı gibi herkes genel anlamda bir hoşnutsuzluk/kırgınlık sahibi olmuş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin herşeyi olmaya çalışanlar, kimsenin hiçbirşeyi olamaz...Herkese yaranmaya calışanlar sonuçta kimseye yaranamaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Toplumsal uzlaşma" derken herşeyden önce "toplum"un içine kimlerin gireceğinin sınırları çizilmiş mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani &lt;strong&gt;&lt;em&gt;bir dinci de bir laik de, bir sosyalist de bir faşist de, bir homofobik de bir homoseksüel de bu "toplum" içinde yer alacak mı? Almayacaksa kimin dairenin içinde olduğu kimin dışarıda bırakılacagının kararını kim verecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Bu ayırım başladıktan sonra da "tek bir toplum" değil de "toplumcuklar" sahibi olacağımız kesin değil mi? (E zaten "parti"ler de bu sebeple var değil mi?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, "&lt;em&gt;toplumun içine herkes girecek&lt;/em&gt;" deniyorsa, hem bir ateiste, hem bir çevre düşmanına, hem bir dindara, hem bir çevre gönüllüsüne, hem bir AB yanlısına, hem de bir "Ortak İslam Pazarı" gönüllüsüne "seçilmesinde zarar yok" görünen bir kişi hangi özelliklere sahip olmalı göremiyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta adına "toplumsal uzlaşma" denilen kavramın da aslında tek bir kişinin fikrinin daha çok kişiye kabul ettirilmesinden başka birşey olmadığını görmüyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bu toplumsal uzlaşmanın dışında kalan "arkadaş"ları ne yapacağız? Onları "azınlık hakları" ile mi donatacağız yoksa "bize ne, toplumsal uzlaşı dairesine girseydin" deyip dışlayacak mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek istediğim, bazı kavramlar didik didik edildiğinde içi boş, kendisi problem yaratan, hatta tehlikeli hale gelebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Şurası belli ki bütün bu çalışmanın nedeni "kötü"nün karşısına daha iyiyi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; (Kime göre?Neye göre daha iyi?) &lt;strong&gt;&lt;em&gt;değil ,"daha az kötü" olanı çıkarmak..&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi yazıyı Ayn Rand Teyzem'den değil de, Atatürk'ten bir vecize ile bitireyim "&lt;em&gt;Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür&lt;/em&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlışsam, "yanlışsın" deyin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler, saygilar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-6385075288436167984?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/6385075288436167984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=6385075288436167984&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/6385075288436167984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/6385075288436167984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2007/03/toplumsal-uzlama-nedir-altnda-yatan.html' title='Toplumsal Uzlaşma nedir, altında yatan düşünce kime aittir?'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-210184036658547737</id><published>2006-11-17T17:25:00.000+02:00</published><updated>2006-11-17T17:35:51.879+02:00</updated><title type='text'>Bir aptalca devlet müdahalesi daha</title><content type='html'>Buyurun haber&lt;br /&gt;----------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Piercing ve dövmeye devlet el koydu&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Eski sevgilisi Mustafa Sandal'ın adının başharfini taşıyan dövmesi, Cem Cantaş ile evlenince aile ici sorun haline gelen manken Tuba Ünsal gibi kalıcı dövme mağdurları, Sağlık Bakanlıği'nı harekete geçirdi. Bakanlık bünyesinde "dövme ve pearcing komisyonu" kuruldu.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;------------------&lt;br /&gt;Buyurun yorumum :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ne! Sa-na ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi kendi vücuduna kendi isteği ve hür kararı ile istediği dövmeyi yaptırır, istediği piercingi yaptırır, isterse de beğenmediği organlarından birini kestirir atar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde Nip/Tuck dizisinde vardı, adam bacağindan mutlu değil, ancak kestirince "bütün" olacağını hissediyor, dizinden kıvırıp değneklerle yürüyor halbuki bacak sağlam ama hicbir doktor da sağlam bir organı almak istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir hastalık varmış BIID adında ve organları ile saplantı haline getirip kestirince rahatlıyorlarmıs. Bülent Ersoy vakalarını biliyordum ama bu çok garip geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama neyse ne, kişi vücudu hakkında -buna otonazi hakkı da dahil, istediği kararı verebilir yeter ki aklı başındalık/hür irade olsun ve başkalarına da zarar verme olmasın işin içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama "&lt;em&gt;kamu sağliği&lt;/em&gt;", "&lt;em&gt;hijyen&lt;/em&gt;", "&lt;em&gt;ehil olmayan elleri engelleme&lt;/em&gt;" mantığı herşeye uygulanabilir ve ipin ucu kaçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun icin konu ve kişi ile tamamen alakasız 6-7 kişilik bir komisyon "ş&lt;em&gt;u olur bu olmaz, piercing göbekte tamam da burunda olmaz, dövme ise japon bayrağı olur da ermeni bayrağı olmaz&lt;/em&gt;" gibi kararlar vermek faşist diktatörlük yaklaşımıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-210184036658547737?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/210184036658547737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=210184036658547737&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/210184036658547737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/210184036658547737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/11/bir-aptalca-devlet-mdahalesi-daha.html' title='Bir aptalca devlet müdahalesi daha'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-2865582194784941735</id><published>2006-09-13T13:57:00.000+03:00</published><updated>2006-09-13T14:03:35.996+03:00</updated><title type='text'>Yine yeşillendi finduk dalları</title><content type='html'>Fındık taban fiyatı 4 YTL olarak açıklandı ve kızılca kıyamet koptu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Geçen sene 7 YTL’den satınalınan fındık bu sene nasıl 4YTL olur?”,  “Bu hükümet fındık üreticilerini düşünmüyor mu?”, “Bütün senenin emeğinin karşılığı bu mu olmalı?”, “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalmaya utanmıyorlar mı?”&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Konu ve fiyat hesaplamasının yöntemi konusunda en ufak bir bilgim ve fikrim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şunu biliyorum ki devletçi kolektivist zihniyet burada da kendini göstermese problem olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çiftçi ürününü TMO veya Fisko Birlik’e mi satmak zorunda? Eğer komünist diktatör bir devlet yaşamıyorsak istemezse satmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki üretici bunun 4 YTL değil de aslında 11 YTL olduğunu mu düşünüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman ürünlerini toplasın ve oraya satsın. Bunu engelleyen var mı? Yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki niye böyle yapmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba dış piyasalarda fındık 11 değil de 5 YTL mi? Bilmiyorum ama öyle birşey olması lazım ki üretici "&lt;em&gt;sana satmıyorum Frankfurt fındık borsasında değerlendireceğim, orada fiyat emeğimin karşılığı&lt;/em&gt;” demiyor, diyemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E peki devlet üreticiden alıp Frankfurt borsasında 5 YTL’den satacaksa 11 YTL’yi kimin cebinden verecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin kendi cebi olmadığına (olmaması gerektiğine göre) fındık işi ile hiçbir ilgisi olmayan, fındığın sadece kilo yaptığını veya aganigi işlerinde kullanılabileceğini bilen vergi mükellefleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki üretici 5 YTL değerindeki fındığı için 11 YTL isteyerek aradaki 6 YTL’lik zararı kimin cebine yüklüyor? Sizin, benim vergi cebimize, yaşam kalitemize ve gelecek kuşakların yaşam kalitesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse o üreticiyi fındık üretmesi için zorladı mı? Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ben “&lt;em&gt;üret arkadaşım, eğer piyasada senin geçindirecek kadar para etmezse ben sana aradaki farkı vereceğim&lt;/em&gt;” dedim mi? Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki hakkı olmayan bir parayı, ilgisi olmayan kişilerin cebinden, rızası olmadan almak hırsızlık değil mi? Evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı insanlar “&lt;strong&gt;&lt;em&gt;hortumcular&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;”a  kızıyor. Niye? Hırsızlık yaptılar sizin, benim paramı çaldılar diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru mu? doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki “&lt;em&gt;ürünümün değeri 5 YTL olabilir ama ben 11 YTL istiyorum&lt;/em&gt;” diyenlerin yaptığı eğer başarırlarsa, niye hırsızlık olarak adlandırılmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bütün mesele hırsızlığın boyutu mu? “Hortumcu”nun hırsızlık kapasitesi milyonlarca dolar ve o, o kadar çalıyor, fındık üreticisinin hırsızlık kapasitesi kiloda 6 YTL ve o da o kadar çalıyor&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Konu mankeninin fındık üreticisi olması tamamen rastlantı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şey iş yerinden evine defter, kalem, selobant, fotokopi kağıdı götüren ve bunu hakkı olarak gören çalışanım için de geçerli, iş yerinden özel telefon konuşmaları yaparak “maaşına zam yapan” hemşirem için de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman karar verelim. Hırsızlığa boyut itibarı ile mi karşı çıkacağız? Hangi limitin altını “canım o kadar da olur artık” diye normal kabul edeceğiz? Bu limiti kim çizecek? Neye göre çizecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi çizdik diyelim. Mesela 10,000 YTL’den daha fazla yasak ve günah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda 15,000 YTL’lik hırsızlık yapma olanağı olan 5,000 YTL’sini geri mi bırakacak, yoksa hiç mi yapamayacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman 10,000 YTL’lik hırsızlık yapma olanağı olana göre “mağdur” olmayacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin biz hırsızlığa, haksızlığa boyut ve kişi olarak değil ahlaki olarak karşı çıkalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı mantıkta “kişi kendisi için çalıyorsa hırsızdır ama başka birinin çıkarı için yapıyorsa yardımseverlik kapsamında değerlendirebiliriz” demeyelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-2865582194784941735?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/2865582194784941735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=2865582194784941735&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/2865582194784941735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/2865582194784941735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/09/yine-yeillendi-finduk-dallar.html' title='Yine yeşillendi finduk dalları'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-2409153340080094102</id><published>2006-09-06T12:03:00.000+03:00</published><updated>2006-09-06T12:06:21.773+03:00</updated><title type='text'>Ben oğlumu askere şehit olsun diye göndermedim</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;“E peki şeker kardeşim, o zaman ne için gönderdin?”&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diye sormazlar mı adama/kadına?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;em&gt;Hayatında 2 sene boşluk vardı, yapacak birşeyi yoktu onun için gönderdim&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;-Adam olsun, orada okuma yazma öğretsinler diye gönderdim&lt;br /&gt;-&lt;em&gt;Patates soymayı, tuvalet temizlemeyi öğrensin diye gönderdim&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;-Askere gitmeyene kız vermiyorlardı onun için gönderdim&lt;br /&gt;-&lt;em&gt;Arkadaşları gidiyordu ben de eksik kalmasın diye gönderdim&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;-Üniformaya başından beri hevesi vardı, hevesini alsın diye gönderdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;“E peki sen askerde silah eğitimi verildiğini bilmiyor muydun?”&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biliyordum ama o eğitimle cansız hedeflere ateş eder, kuş-muş vurur diye düşünmüştüm...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Evet ama ben “ötekiler”in de eğitim aldığını bilmiyordum...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;-Yoo ben sadece yemek yapmayı, yatak toplamayı, mıntıka temizlemeyi bir de gece veya gündüz 2 saat nöbet tutmayı öğrettiklerini biliyordum...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Düzgün selam vermeyi, kısa künye okumayı öğrettiklerini biliyordum&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;E peki, o zaman senin “askere gidince niye şehit oluyorlar kardeşim?” yerine “ben oğlumu niye askere gönderiyorum ki kardeşim? Orduya katılım zorunlu olacağına gönüllü, gönüllüler yetmiyorsa paralı olsun ama her halükarda işi sadece bu olanlara devredilmeli” diye isyan etmen lazım değil mi, şeker kardeşim&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-2409153340080094102?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/2409153340080094102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=2409153340080094102&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/2409153340080094102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/2409153340080094102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/09/ben-olumu-askere-ehit-olsun-diye.html' title='Ben oğlumu askere şehit olsun diye göndermedim'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-1853003286562294089</id><published>2006-08-25T09:00:00.000+03:00</published><updated>2006-08-25T15:55:39.445+03:00</updated><title type='text'>Orman Yangınları ve Duyarsız (!) Halkımız</title><content type='html'>Çevre Bakanı Osman Pepe’nin Yavuz Donat’a Orman yangınları için birşeyler söylemiş. Fatih Altaylı da onun söylediklerinden çok etkilenmiş, üstelik bu etkilenmekle de kalmamış üzerine “milli duygularımızı, millet olma özelliklerimizi kaybediyoruz a dostlar” diye feryad etmiş. Önce Altaylı’nın yazısını okuyalım sonra benim de söyleyeceklerim var :&lt;br /&gt;-----------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Millet olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orman Bakanı'nın Yavuz Donat'a söyledikleri ilginç:&lt;br /&gt;"Orman yanıyor, çevre halkının umurunda değil. Kahvede okey oynuyorlar."&lt;br /&gt;İnanılmaz değil mi!&lt;br /&gt;Orman yangınlarını manşet yaptığımız günün gecesi uyuyamadım. Aklımda hep şu vardı:&lt;br /&gt;"O ormanlar yanarken orada yaşayanlar sabaha kadar ormanda alevlerle savaştı. O güzelliğin ortak sahibi olan ben burada hiçbir şey yapmadan nasıl uyuyabilirim?"&lt;br /&gt;Gençliğimde birkaç kez orman yangınlarına şahit oldum.&lt;br /&gt;Köylü, çevre ahalisi hep beraber seferber olur, kazma, kürek, kova, hortum ne bulduysak yangına dalardık. Öyle bir bilinç vardı.&lt;br /&gt;Bugün bu bilinç kaybolmuş.&lt;br /&gt;Oysa bizi millet yapan bu bilinçti. Ortak varlıklarımıza göz dikenle savaşmak. Bu bir yangın da olabilirdi, bir düşman da...&lt;br /&gt;Şimdi ise kahvede okey oynuyoruz. Tam "Köy yanar, kahpe taranır" misali.&lt;br /&gt;Anlaşılan millet olma özelliğimizi kaybediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;-----------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Öncelikle şunu belirtmekte yarar var, yanıbaşınızda orman yanarken kahvede okey oynamak (hadi bu abartısıdır, “olaya kayıtsız kalmak” diyelim) dangalaklığın dik alasıdır. Çünkü sonuçta kaybedecek olan siz olacaksınız. Bu kayıp ya hemen olacak ya da ileriki nesillerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak buradan yola çıkıp da “&lt;strong&gt;&lt;em&gt;millet olma özelliğimizi kaybediyoruz&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;” demek de az şuursuzluk değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca “&lt;em&gt;batı medeniyetinin çürümüşlüğü&lt;/em&gt;”, “&lt;em&gt;Türk (ve daha da genelleştirerek doğu) kültürünün en önemli hasletlerinden birinin yardımseverlik, zor anlarında komşunun yardımına koşma özelliği&lt;/em&gt;” gibi konular geyik muhabbetlerinin baştacı olarak kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denir ki “&lt;em&gt;Mesela Almanya’da, sokakta adamın yanında düş bayıl, kafasını çevirip bakmaz. Yoluna devam eder. Halbuki Anadolu’da böyle bir şey olsa herkes seferber olur, kimi gider su getirir, kimi yastık getirir, kimi sara nöbeti diye soğan keser getirir. İşte insan ilişkisi, insan sıcaklığı budur. Batı’da ise her şey materyalleşmiş. Herkes bencil..Kimse kendinden başkasını düşünmüyor. Sakın biz onlar gibi olmayalım. Canım ülkem..Canım milletim..Canım halkım...Havasına, suyuna...Taşına, toprağına&lt;/em&gt;...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bir de meseleye şöyle baksak mı? Almanya’daki adam yolda düşen birini gördüğünde, yaralı - ölümlü bir kaza gördüğünde, yangın camı çerçeveyi sardığında, niye dönüp bakmaz? “&lt;em&gt;Boşver hocam hemen sıvışalım sonra şahit mahit yazarlar&lt;/em&gt;” diye mi, yoksa “&lt;em&gt;bu işler için organize olmuş, maaş alan ve bu yardımı daha bilinçli yapacak kurum ve kuruluşlar var. Benim bilinçsiz/eğitimsiz/sırf iyiniyet içeren yaklaşımım belki de durumun daha kötüleşmesine sebep olacak. Onun için işi uzmanlarına bırakmak daha iyi&lt;/em&gt;” dediği için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki bizde “&lt;em&gt;hocam nasıl olsa ambulans çağırırsın gelmez, polis hayatta yetişemez, itfaiye arabası bu trafikte koşup gelecek deee..Ooooo...Hadi bismillah bir koldan dalalım şu afete..Yazıktır, insanlık öldü mü yahu? Bu bir vatandaşlık görevi&lt;/em&gt;...” diye en yakında kimler varsa dalarlar işe (veya Osman Pepe’nin, Fatih Altaylı’nın dediği doğru ise önceden dalarlardı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu iki bakış açısını karşılaştıralım. Almanya’daki gelişmişlik yüzünden mi yapıyor yoksa geri kaldığı, insanlıktan nasibini almadığı için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’deki ise insanlıktan nasibini fazlası ile aldığı hatta bu miktar o kadar fazla ki diğer millete de dağıtma lüksüne sahip olduğu için mi böyle davranıyor yoksa “&lt;em&gt;yok yaa, hiç bir organizasyonun bunlara yardım edeceği yok, biz birşeyler yapmazsak ölecek gidecekler burada&lt;/em&gt;” şeklinde organizasyona olan güvensizlik yüzünden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şimdi hangisi geri kalmışlık, hangisi uygarlık çizgisini geçmişliğin göstergesi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Araba kazalarında içeriden çekmeye çalışırken kazazedenin belini - boynunu kıranları mı okumadınız, deprem sonrasında enkazın üstünde dolaşarak AKUT ekibinin işini zorlaştıran hatta olanaksız hale getirenleri mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kimse kimseyi başkasının canını, malını korumak, kurtarmak için kendi canını, malını tehlikeye atmasını isteme hakkına sahip olmamalı...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hatta söz konusu olan kişinin kendi canı veya malı dahi olsa ona zorla koruma/kollama görevleri yüklememeli. Kişiyi bilinçlendirmeye çalışmak, bu yaptığının yanlış olduğunu, sonunda zararlı çıkacak olanın kendisi olduğunu söyleyebiliriz ancak kişiye, ona rağmen birşeyler yapmak için zorlamak saçma, gereksiz hatta yer yer tehlikeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Osman Pepe’ye, kendini eleştirmek yerine o da yardım etmeyen halkı suçluyor halbuki o kişilerin kendi kişisel tercihi. İster yardım eder, ister yardım etmez (ki yardım etmek isteyenlerin de önceden gidip bilinçlenme eğitimleri almaları şart. Yoksa çabucak söndürülebilecek bir yangın beceriksiz hareketlerle daha da büyüyebilir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pepe’nin yardım etmeyen, etmek istemeyenleri suçlamaya hakkı yok. Ancak tam tersine “halk” dediği insanlar Pepe’yi suçladıkları zaman haklı olurlar. Çünkü bunun için ödedikleri (belki onlar ödememiştir boş yere paye vermiyeyim şimdi ama birilerinin cebinden çıkan) paralarla bir teşkilat kurulmuş. Pepe bu teşkilatın başında (o veya üyesi olduğu kabinedeki başka bir bakan)...Şimdi o teşkilat görevini yerine getir(e)miyor, suçlanan yardım etmeyen kişiler oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci de o teşkilatın beceriksizliğini sorgulayacağına, teşkilatın başındakine “&lt;em&gt;önce kendi beceriksizliğinizin hesabını verin, sonra da bu işi becerebileceklere bırakın o koltuğu&lt;/em&gt;” diyeceğine “&lt;em&gt;hakikaten ya, bakan haklı...Biz adam olmayız...Başımıza ne geliyorsa millet olmanın özelliklerini yitirdiğimizden ge&lt;/em&gt;liyor” diyerek “&lt;strong&gt;&lt;em&gt;sorumlu ve vatansever&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;” gazetecilik yapmış oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-1853003286562294089?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/1853003286562294089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=1853003286562294089&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/1853003286562294089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/1853003286562294089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/08/orman-yangnlar-ve-duyarsz-halkmz.html' title='Orman Yangınları ve Duyarsız (!) Halkımız'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-115512798891225622</id><published>2006-08-09T15:47:00.000+03:00</published><updated>2006-08-09T15:53:08.946+03:00</updated><title type='text'>Nerede o eski Nostalji'ler</title><content type='html'>“&lt;em&gt;Eskiler öyle güzeldi, böyle güzeldi&lt;/em&gt;” diye nostalji muhabbetleri yapanlar var. Eskiden bunlara “&lt;em&gt;sevimli keratalar&lt;/em&gt;” gözü ile bakardım. Ancak artık "&lt;em&gt;gene&lt;/em&gt; &lt;em&gt;cıvık cıvık irrasyonel nostalji muhabbeti ile parsa toplamaya çalışıyorlar&lt;/em&gt;" demekten kendimi alamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye böyle diyorum, çünkü insanın en ilginç (önemli?, yararlı? güzel?) özelliklerinden biri kötüyü unutmak iyiyi hatırlamak. Bu da bizi geçmişteki sahte cennetleri özlemimize yol açıyor. Kötüleri unutup (unutturulup) sadece iyi şeyler hatırlatılarak “&lt;em&gt;keşke o günler geri gelse&lt;/em&gt;” gibi bir mistisizm artık iyice can sıkmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse çocukluğunda sıkıntıdan patladığı saatleri, yoklukları, büyüme özlemlerini, yediği dayakları, arkadaşları arasında kendisini korumasız hissetmesini, küçük çetelerin acımasızlığını, yaktığı kamu binalarını (ne yani bir tek ben mi yaktım?) hatırlamıyor da bir sephia fotoğraf gördüğünde en güzel anıları kolajlanmış bir vaziyette gözünün önüne geliyor. (Eski bir Nilüfer şarkısı duyulduğunda Büyükada’ya yapılan vapur gezileri akla gelir ancak “&lt;em&gt;adaya kadar teybin pili yetecek mi?”&lt;/em&gt; endişesi, "&lt;em&gt;hızlı sarma yapma olm çok pil yiyor, çıkart kalemle sar&lt;/em&gt;" taktikleri unutulur...Sanki o gün sadece yarin yanağından bir katre karanfil alınmakla geçirilmiş gibi hatırlanır. Halbuki yok öyle birşey...Üstelik bu bakış açısı ile bugünkü mp3 güzellikleri de gözardı edilir...Artık ne heyula gibi teyplerde hışırtılı kasetler dinleme, “&lt;em&gt;kaset sarıyor aman koşalım yetişelim"&lt;/em&gt; endişeleri, çabuk pil bitme telaşları yok. Üstelik istediğin şarkıya “pıt” diye geçiyorsun. Üstelik çok daha temiz kayıt ve güçlü ses dinleme özellikleri ile. Az güzellik mi bu? )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde yolda yürürken bir genç takıldı gözüme, üzerinde kırmızı bir tişört üzerinde sarı harflerle CCCP yazıyor üstelik bir de orak/çekiç resimleri işlenmiş sağ üst tarafına yazının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamaya ne kadar gerek var bilmiyorum ( o çocuk da biliyor mu emin değilim) ingilizcesi USSR Türkçesi SSCB olan ve yeni kuşağın çoğunluğunun "&lt;em&gt;gene kimbilir ne zırtapoz bir kavramın başharfleridir&lt;/em&gt;?" diyeceği o...ne olduğunu da anlatamayacağım devlet mi, görüş mü neyse ne?) Belki ESPN Classic’te eski olimpiyatları gösterirken görmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 30 sene önce değil böyle bir tişört not defterinde eskaza bu harflerin yanyana gelmesi karakola çekilip sopa yemek için yeterli sebep olurken, içimizin aktığı kız arkadaşımıza "&lt;em&gt;o senin bacın&lt;/em&gt;" sınırı konduğunda, sert bakışların moda, gecekonduların yüksek yaşam seviyesi, "&lt;em&gt;halka inilmez çıkılır&lt;/em&gt;" gibi şimdi içimden birşeylerin çekilmesine sebep olan halk dalkavukluğu yaşanıyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O korku yıllarını yaşamış birisi olarak 1940- 1950’lilerin bundan daha korku, terör, endişe, kendilerine “devlet” adını veren bir avuç..adını da koyamayacağım insanın “&lt;strong&gt;&lt;em&gt;milli menfaatler, kamu yararı, ülkenin bekâsı&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;” adı altında yarattığı tedhiş ortamı, Alfred Hitchcock filmleri gerilimini görmezden gelerek o günleri (hem de bizzat içinde olmadığı o günleri) sevgi, özlem ile anmak, imrenerek bakmak ne kadar akılcı olabilir? Ne kadar gerçek bir mutluluk yaratabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece o çocuğun, gerekçesi ne olursa olsun, artık CCCP yazılı ve orak çekiçli tişörtünü giyebilmesi bile birşeylerin doğru yolda gittiğinin belirtisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet fakirlik var, her zaman vardı ve ne yazık ki her zaman olacak çünkü bütün insanlar "&lt;em&gt;ben de üretmeliyim&lt;/em&gt;" demediği müddetçe, sahtekarlık, avantacılık, indiragandicilik bir yaşam biçimi olarak kaldığı müddetçe olacak. &lt;strong&gt;Robin Hood&lt;/strong&gt; felsefesi insanların beyninden silinmediği müddetçe devam edecek (&lt;strong&gt;sen kimin malını kime veriyorsun behey gafil? Malllarını dağıttığın insanların mallarına ne hakla el koyuyorsun, malları verdiğin millet ne hakla onların yeni sahibi oluyor?&lt;/strong&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;em&gt;İstemek, ihtiyacı olmak yeter. Sen komşuna ver..Toplum veya yüce rabbim sana istediğini daha fazlası ile geri verecektir&lt;/em&gt;" düşüncesi insanların zihninden kazınmadıkça devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;em&gt;İhtiyacı olan insanlar var&lt;/em&gt; (“&lt;strong&gt;hakeden&lt;/strong&gt;” değil “&lt;strong&gt;ihtiyacı olan&lt;/strong&gt;”)” kavramı emeğinin karşılığını alan, çalıp çırpmadan yaşayanların başında bir Damokles kılıcı veya giyotin olarak sallanmaya devam ettiği müddetçe devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;em&gt;Herkesin olmadan senin olmasını vicdanına nasıl sığdırıyorsun? Kendin için istemeye utanmıyor musun?”&lt;/em&gt; sahtekarlığı ortadan kalkmadıkça olacaktır da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi irrasyonel çıkarlarını "devlet" adı altında organize ederek gözetmeye çalışan insanlara "dur" denmediği müddetçe devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet savaşlar var, her zaman vardı ve ne yazık ki daha uzun süre olacak çünkü yukarıdaki sebepler. Ama en azından topyekun dünya savaşları yok, dünya tarihi ilk defa bu kadar uzun bir süre, en az 3 ülkenin savaştığı bir toplu hücum toplu defans olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet hayat pahalı, her zaman pahalı idi, her zaman da pahalı olacak, çünkü hayatın zaten ucuz olmaması lazım, çünkü üretmek için gerekli akıl her zaman değerli olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle düşünün bundan 5000 sene önce firavun öldüğü zaman bütün maiyetini de onunla birlikte canlı canlı gömerlerdi, çünkü Firavun ölünce onların da yaşamaya hakları yok. Zaten dünyada sırf Firavun’a hizmet etmek için bulunuyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;500 sene önce padişah istediği insanın kellesini alır, istediği konaktan daha önce ihsan ettiği aileyi çıkartır yerine yenisini koyardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse de sesini çıkartamazdı.Kimse de "&lt;em&gt;kimsin sen? Ne hakla böyle birşey yapıyorsun? Kimin malını kime veriyorsun?"&lt;/em&gt; demezdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi en tepedeki cumhurbaşkanı bırakın beğenmediği birinin kellesini uçurmayı haksız bir tutuklatma dahi yapamaz..Adalet var, mahkemeler var...Demek ki bireysel haklar zaman içinde epeyce ilerleme kaydetmiş...Kollektivizm karşısında bireycilik kazanmaya başlamış. “&lt;em&gt;Mal edinme/sahip olma hakkı olmadan hiç bir hak olmaz&lt;/em&gt;” düşüncesi yerleşmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterli mi? değil..Çünkü yeteri kadar zaman geçmedi..Çünkü altruist düşünceyi, kollektivist düşünceyi, devletçi düşünceyi insanların zihinlerinden silmek için belki de daha yüzyıllar gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu arada gelişmeleri gözardı etmemek, varolandan keyif duymak, zevkini yaşamak, hayatın hakkını vermek niye becerilemiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hayatın hakkını ver, hakkınıııı&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; (bakın nostaljiklere söylüyorlar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün Dökmen anlatıyordu, zamanında Efes şehri geceleri de aydınlatılan dünyadaki 3 şehirden biri imiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Acaba hangi Efesli 'yahu ne şanslıyız ya, dünyada geceleri aydınlık bir şehirde yaşıyoruz" deyip keyfini çıkartmıştır?”&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diye soruyordu Üstün hoca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;em&gt;Sumatra'da insanlar öldürülürken, Lübnan'da bombalar yağarken, Endonezya'da insanlar çamur altında iken, Eritre'de çocuklar açlıktan ölürken, yediğim Sezar salatanın keyfini alamıyorum&lt;/em&gt;" şeklinde bir sahtecilik (daha da endişe verici olanı buna inanıyor olması olurdu) içimin kıyılmasına sebep oluyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradaki kötülükler senin yüzünden mi oldu? Hayır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezar salatayı yemezsen düzelecek mi? Hayır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyif almadan yersen onların durumlarında bir iyileşme olacak mı? Hayır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman niye keyfini çıkartmıyorsun? Eğer o yemeği almak için hırsızlık yapmadı isen, bir başkasının hayatı kötüleştirmediysen, çirkinleştirmediysen, zorlaştırmadıysan emeğinin karşılığı olarak sahip olduysan keyfini çıkartmamak niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Dünyadaki kötülüklerin sorumlusu sensin...&lt;br /&gt;- Yok yaa..Niye?&lt;br /&gt;- Öyle işte sen ve senin bu boşvermiş, ilgisiz, pasif tutumun...&lt;br /&gt;- Dünyadaki kötülükler kalkmadan mutlu olamayacaksam ne zaman mutlu olacağım?&lt;br /&gt;- Öteki dünyada..Mezarın ötesinde mutlu bir hayat var...&lt;br /&gt;- E iyi de ben cennette iken, dünyada olup bitenler için üzülmeyi niye bırakıyorum...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Nostaljiklere sinirlenirken konu nerelere geldi...İrrasyonel nostaljiden girdik günümüz anti-hayatçılarına geldik...Şimdi bir de ikisi arasında bağlantı kurmak gerekecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim (ve korkarım) bundan 50 sene sonra da bugünlerden özlem ile bahsedilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama 300 yıl sonra bizim yaşantımızla dalga geçilecek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz nasıl Kadeş anlaşmasını güneş tutulmasının sağlaması ile dalga geçiyor, "&lt;em&gt;haydaaa tanrıları kızdırdık iyi mi?"&lt;/em&gt; korkusu ile dalga geçiyorsak onlar da bizim gündelik hayattan zevk al(a)mama / almaya çalışana da mani olma konusundaki akıl almaz direncimizle dalga geçecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arzederim, saygılarımla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-115512798891225622?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/115512798891225622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=115512798891225622&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/115512798891225622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/115512798891225622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/08/nerede-o-eski-nostaljiler.html' title='Nerede o eski Nostalji&apos;ler'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-114793185297366800</id><published>2006-05-18T08:33:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T11:44:48.226+03:00</updated><title type='text'>İnsanın kendi içinde kaybettiği Atlantis</title><content type='html'>Farkında mısınız veya hiç gözünüze çarptı mı? Tek başına olan insanlarda sürekli bir "hiçbirşey yapmadan oturuyormuş" izlenimi vermekten kaçmaya yönelik aşırı bir çaba var. Herkes "birşeyler yapıyor görünmek" telaşı içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi, walkmen, mp3 oynatıcı dinliyor, kimi cep telefonu ile oynuyor, ya eski mesajlarını inceliyor ya telefon ayarlarına tekrar tekrar bakıyor, melodileri çaldırıp duruyor veya birşeyler okuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç etrafa "boş boş bakıyormuş" gibi görünen yok. Durup hayatı dinleyen, gözlemleyen yok. Kendi kendisi ile başbaşa kalmak için çaba sarfeden yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyedir bu? Kendi kendimize oturup düşüncelere dalmak ne zamandan beri "&lt;em&gt;vakit öldürme&lt;/em&gt;", "&lt;em&gt;zaman kaybı&lt;/em&gt;" olarak görülmeye başladı? Ne zaman dilimize 'fikir' kelimesinin çoğulu olan "efkar", basmak yardımcı fiili ile birlikte "sıkıntı" ile aynı anlamı taşımaya başladı? İnsanın aklına düşünceler gelmesi niye sıkıntı basması ile eş anlamlı oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandan beri insanlar "&lt;em&gt;ne bu kadar düşünüyorsun yahu? Filozof mu olacaksın?"&lt;/em&gt; diyerek düşünen insanı horlamaya alay konusu yapmaya başladılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Severek izlediğim Curb Your Enthusiasm dizisinde Larry David, menajeri ile Los Angeles'tan New York'a uçakla gidecek. Larry bir bakıyor menejeri ne yanına bir kitap almış, ne de uçakta dağıtılan gazetelerden istiyor. Yolculuk 5 saat sürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;em&gt;Film mi seyredeceksin? &lt;/em&gt;diyor.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Hayır.&lt;br /&gt;-Yol boyunca uyuyacak mısın?&lt;br /&gt;-Hayır.&lt;br /&gt;-Bak, eğer benimle muhabbet etmeyi düşünüyorsan...&lt;br /&gt;-Yooo&lt;br /&gt;-Ne yapacaksın 5 saat boyunca?&lt;br /&gt;-Böyle oturacağım işte.&lt;br /&gt;-Çıldırdın mı sen?&lt;br /&gt;-Hayır ben böyle iyiyim&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Larry için de insanlar sürekli birşeyler yaparken görülmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Birşeyler yapmıyor görünmek"ten bu kadar çekinmek niye? "kendi kendi ile başbaşa kalmak ve düşünceye dalmak"tan bu kadar kaçınmak niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtı Atlas Shrugged'da John Galt veriyor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Ruhunuzu kalıcı bir suçluluk duygusu ile dolduran şey sizin işlediğiniz herhangi bir suç değildir. Başarısızlıklarınız, hatalarınız ya da kusurlarınız değildir. Onlardan kaçmak için kullandığınız &lt;strong&gt;görmezden gelmedir&lt;/strong&gt;. Asıl sebep herhangi bir 'İlk Günah' ya da siz doğmadan önce varolan bilinmez bir eksiklik değildir. Aklınızı askıya alma, düşünmeyi reddetme seçiminizin bilincine varmaktır. Korku ve suçluluk sizin kronik duygularınızdır, ikisi de gerçektir ve ikisini de haketmişsinizdir, ama bunlar sizin asıl nedeni saklamak için icat ettiğiniz o yüzeysel nedenlerden kaynaklanmaz; bencilliğin, zaafın ya da cahilliğin sonucu değillerdir. Varoluşunuza yönelik gerçek ve temel bir tehditten kaynaklanmaktadır: sağ kalma silahınızı terkettiğiniz için &lt;strong&gt;korku&lt;/strong&gt;... ve bunu kendi iradenizle yaptığınız bilmekten gelen &lt;strong&gt;suçluluk&lt;/strong&gt;.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İhanet ettiğiniz benlik, sizin aklınızdır.. &lt;strong&gt;Özsaygı&lt;/strong&gt;, insanın kendi düşünme gücüne güvenmesidir. Aradığınız ego, ifade edemediğiniz ve tanımlayamadığınız o esas 'siz', duygularınız ya da anlamsız rüyalarınız değil, akıl gücünüzdür, yargılayan yüksek mahkemenizdir ... ve siz onu görevden almış, kendinizi 'duygu' dediğiniz serseri esintilerin insafına terk etmişsinizdir. Sonunda kendi oluşturduğunuz bir gecenin içinde kendinizi zorla sürükler, bir ara görüp sonra kaybettiğiniz isimsiz bir ateşin solmakta olan vizyonunu aramak için umutsuz bir yolculuğa koyulursunuz.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İnsanoğlunun mitoojilerinde, insanın bir zamanlar sahip olup sonradan kaybettiği bir cennetin ne kadar ısrarla anlatıldığına bakın. Atlantis kenti, Cennet Bahçesi ya da mükemmelliğin bir krallığı. Bunlar hep geride kalmıştır. Bu efsanelerin kökü, ırkın geçmişinde değil, her bir insanın geçmişindedir. Çocukluğunuzun ilk yıllarında, boyun eğmesini, mantıksızlığın korkusuna teslim olmasını, aklınızın değerinden kuşku duymasını öğrenmeden önce, ışıl ışıl bir varoluşu tanımış olduğunuzu, apaçık bir evrene dönük rasyonel bir bilincin bağımsızlığına sahip olduğunuzu, bir anı kadar somut olmasa bile, umutsuz özlemin dağınık acısı biçiminde, hala bilmektesiniz. İşte kaybettiğiniz, aradığınız cennet odur... ve ona kavuşmak istediğiniz anda da sizindir"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(...)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;3. Cilt Sayfa 524&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;İşte şimdi çözüldü, insanın "sürekli birşeylerle meşgul olma" en azından öyle görünme telaşının altında yatan bu korku ve suçluluk olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman bıraktık aklı bir tarafa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman "&lt;em&gt;insanın birinci görevi başkasına yardım etmektir. İnsan insana yardım etmezse yaşayamaz. Yardım da karşılıksız olmalı, fedakarlık şeklinde olmalı. Yoksa adı yardım değil, çıkar olur. Çıkar, dünyanın en kötü insanları olan bencillerin ağzına yakışan bir kavramdır&lt;/em&gt;." demeye başladık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman oyuncağımızı arkadaşımızla paylaşmanın "çok büyük bir erdem olduğu" kafamıza kazındı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman "kopya" çeken arkadaşlarımıza hoşgörü ile bakmaya başladık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman sokak çocuklarına acımaya "&lt;em&gt;onlara kimse yardım etmese de ben yardım edeceğim. Gerekirse bütün hayatımı buna adayacağım. Yardım etmeyenleri de lanetleyeceğim&lt;/em&gt;" fikri kafamıza kazındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer küçük bir çocuk "&lt;em&gt;ben niye başkasına yardım ediyorum? Ya o bana yardım etmezse? O zaman zincir kopmaz mı? 'Herkes herkese yardım etmeli' diye bir zincir kurmak yerine herkes kendine yardım etse daha çabuk ve kesin bir şekilde mutlu olmaz mıyız? Yani niye ben arkadaşıma oyuncak alıyorum o da bana alıyor? Doğrudan ben kendime o da kendine alsa olmaz mı? Böylece hem o hem de ben istediğimiz oyuncağa biran önce sahip olmaz mıyız?&lt;/em&gt;" diye sorduğunda " &lt;em&gt;canııım...Çocuk işte, düşünemiyor. Al sana kurabiye&lt;/em&gt;" denir ve yavaş yavaş aksi yönde yetiştirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak eğer bir büyük bunu söylerse "&lt;em&gt;Sen ne kadar bencil, çıkarcı bir sersemsin. Hayata geliş amacımızın başkalarına yardım etmek ve hep birlikte refaha ulaşmak olduğunu nasıl inkar edersin? Eğer herkes senin gibi düşünse toplum çöker, bunun farkında değil misin?"&lt;/em&gt; diye ayıplanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum nedir, cemiyet nedir, kamu çıkarı neye göre oluşur, sizden başka herkeste varmış gibi gözüken iyilikseverlik, tanımadığınız kimselere yardım etmekten kaynaklanan iç huzur ve mutluluk sizde niye yok. Toplum çıkarı niye hiçbir zaman sizin bireysel çıkarlarınızla örtüşmez. Bunlar anlayamadan hayatınız geçer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz Atlantis'inizden çocuk yaşta vazgeçmişsinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi her "&lt;em&gt;başka birşeyle ilgilenmeden, kendi kendinizle kaldığınız&lt;/em&gt;" düşünme sürecinde o düşünceler aklınıza gelir korku ve suçluluk ortaya çıkar diye, cep telefonuna uzanırsınız, mp3-çaları açarsınız veya dostlarla birşeyler içmeye gidersiniz. Aynı duymak istemediği birşeyi duymamak için bir yandan kulaklarını kapatıp bir yandan da yüksek sesle "lalalalala" diye şarkı söyleyen insanların yaptığı gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durun ve düşünün, kaybettiğiniz, sizden çalınan, uzaklaştırılan Atlantis günlerinizi düşünün ve John Galt'ın dediği gibi "&lt;em&gt;&lt;strong&gt;onları geri isteyin&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-114793185297366800?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/114793185297366800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=114793185297366800&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114793185297366800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114793185297366800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/05/insann-kendi-iinde-kaybettii-atlantis.html' title='İnsanın kendi içinde kaybettiği Atlantis'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-114742132868288815</id><published>2006-05-12T11:04:00.000+03:00</published><updated>2006-05-12T11:08:48.700+03:00</updated><title type='text'>Küme düşmeyi kaldırmak yetmez, eliniz değmişken bütün takımları da şampiyon ilan edin</title><content type='html'>"&lt;em&gt;İnsancıllık&lt;/em&gt;", "&lt;em&gt;yardımseverlik&lt;/em&gt;", "&lt;em&gt;komşuculuk&lt;/em&gt;", "&lt;em&gt;özgecilik&lt;/em&gt;", "&lt;em&gt;diğergâmcılık&lt;/em&gt;", "kendim &lt;em&gt;için birşey istiyorsam namerdimcilik&lt;/em&gt;" adına ne derseniz deyin o insanoğlunun gelişme/hayattan zevk almasının önündeki en büyük engel bir kere daha kendini gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözkonusu olan siyasi popularizm olsa da ana fikir "&lt;em&gt;ne olacak canım, yaptıkları ile niye cezalandırılıyor ki, el birliği ile başına gelen bu kötü olayı da bertaraf ederiz, bu arada başaranlar haksızlığa uğramış olur ama ne gam. Onlar da "&lt;strong&gt;İyi de bu arada benim çabalarım haybeye mi olacak?&lt;/strong&gt;" diyecek kadar bencil değillerdir ya. Yok artık&lt;/em&gt;." şeklinde gelişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş, şehirlerinin özelliklerinden dolayı bu sene ligden küme düşme kalksınmış... O zaman şampiyonluğu da kaldırın, herkesi şampiyon ilan edin, olsun bitsin. "&lt;em&gt;100 metre finaline katılan herkese altın madalya verelim, ötekiler de biraz daha yavaş da olsa koştular, onlar da altın madalya alsın, güzel güzel kardeşlik içinde yaşyalım, ne olur yani?"&lt;/em&gt; türü abuk, cıvık iğrenç bir "&lt;em&gt;kaybedenin yanında olma&lt;/em&gt;" sendromu her tarafı sarmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse "&lt;em&gt;Hayır kardeşim, daha iyi koşan daha iyi hazırlanmış demektir, küme düşmemeyi başaran takıma haksızlık ediliyor. Kurallar önceden belliydi ve herkes bu belli kuralları kabul ederek lige başladı&lt;/em&gt;" demeyecek mi? Diyenler "insafsız&lt;strong&gt;&lt;em&gt;, vicdansız, kendinden başkasını düşünmeyen bencil&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;" olarak suçlanmaya devam edecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Baykal'ın teklifine Diyarbakırspor sözcüsü "&lt;em&gt;kimse bizim üzerimizden siyaset yapmasın, küme düşmüş olmak bizim sorunumuz. Şimdi yapmamız gereken önümüzdeki sene daha güçlü bir ekip kurup tekrar birinci lige yükselmek olmalı&lt;/em&gt;" deyince fazlası ile sevindim, umutlandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak öğleden sonra, herhalde baskılar sonucu, "&lt;em&gt;yanlış anlaşıldım, evet haksızlığa uğradık, yardım edilmeli&lt;/em&gt;" gibi laflarla çarkedilince tekrar karamsarlığa kapıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç olmazsa bir kaç sağduyulu insan çıkar ve gerçekleri görür diye umut ediyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-114742132868288815?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/114742132868288815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=114742132868288815&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114742132868288815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114742132868288815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/05/kme-dmeyi-kaldrmak-yetmez-eliniz.html' title='Küme düşmeyi kaldırmak yetmez, eliniz değmişken bütün takımları da şampiyon ilan edin'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-114172108775511838</id><published>2006-03-07T10:18:00.000+02:00</published><updated>2006-03-07T10:44:47.773+02:00</updated><title type='text'>İnsandaki Kazanma Hırsı ve Sosyalizm</title><content type='html'>Yazıya başlamadan şu konuda “genel bir uyum” sağlamak mümkün mü acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu/kızı, kazanmak ister…Kazanmak için hırs sahibidir…Bu hırs, kazanmak içn baz&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/1600/greed2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/greed2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;en haketmediği halde sahip olma isteğini de beraberinde getirebilir. Yani, yalan söyleyerek, gerçeği gizleyerek veya konulmuş kuralları biraz eğip bükerek rakiplerinin önüne geçerek, hakkı olmadığına da sahip olmak ister.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/1600/greed1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/greed1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda hemfikir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;em&gt;Hadi canım ne alakası var? İnsanoğlu/kızı sütten çıkma ak kaşıktır. Hakkı olmayana gözünün ucu ile bile bakmaz. Bunu teşvik eden ideolojileri ortadan kaldırdık mıydı bütün problemler çözülür&lt;/em&gt;” diyenleri pamuklara sarılmış yaşantıları ile başbaşa bırakarak devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet böyledir. Böyle olduğunun en basit kanıtı ise bütün ama bütün ciddi, resmi spor karşılaşmalarının en az bir tane hakeme gereksinimi olmasıdır. Mahalle aralarında &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/1600/refree.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/refree.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;oynadıklarımız dışında hakem gerektirmeyen bir oyun benim aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam, iki taraf da kazanmak veya en azından kaybetmemek istiyor. Aslında iki taraf da kuralları biliyor, oyunun amacı belli. O zaman hakeme ne gerek var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek var, çünkü iki taraftan biri veya ikisi de rakibi engellemek, topu ele geçirmek, karşı tarafa sayı yapmak için hırs sahibi, bu hırsı onu, kazanmak için, faul yapmaya, kural dışı oynamaya itebiliyor. &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/1600/refree1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/refree1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu noktada, tarafsız olan hakem, kuralların iki tarafça da ihlal edilmediğini tespit etmek ve ihlal edenleri uyarmak, gerekirse cezalandırmakla yetkili, sorumlu ve görevli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu girişle birlikte anlatmak istediğim asıl konu şu: &lt;strong&gt;Kazanma hırsı – ve daha ilerisi olan açgözlülük insanın ölümcül günahlarından biri olarak görülür ve olmaması tavsiye edilir. Cennete veya yeryüzündeki mutluluğa ancak bu günahtan arınıldığı ölçüde ulaşılabildiği söylenir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ve, buraya dikkat, &lt;strong&gt;kapitalizmin bu hırsı ve açgözlülüğü körüklediği, teşvik ettiği söylenir. Kötü birşeyi teşvik ettiği için kapitalizmin de kötü olduğu ve yokedilmesi gerektiği söylenir. &lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/greed3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sosyalizm ve komünizm ise bunun tam tersini öğütlediği için toplum adına fedakarlığı teşvik ederek, bireysel mutluluk ve çıkarlardan fedakarlık yapıldığı zaman toplumsal mutluluk ve hedeflere ulaşılabileceği söylenir. Sosyalist ahlak insandaki bu hırs ve açgözlülüğü tedavi (!) edecek ve insanın içindeki, kapitalizmin kirlettiği, ruhu temizleyecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu doğru ise, yazımın başındaki oyunlarda hakem gerekliliğinin de sosyalizmi benimsemiş toplumlarda olmaması gerekmez mi (veya gerekmez miydi?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/1600/sscbfutbol1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/sscbfutbol1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bakıyoruz 70 sene sonra o zamanki adı ile SSCB’de, Çin’de, Arnavutluk’ta, Küba'da, Kore'de futbol maçları hakemsiz mi oynanmış?Yo… &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/1600/sscbfutbol2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/sscbfutbol2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular maçlarda “yoldaş, demin topu ayağından alırken yaptığım fauldü. Buyur top senindir” dememiş. O öyle demediği için de karşı taraf “olur mu proleter kardeş, yaptığın kurallara uygun bir şarjdı, top halkımızın emdiği helal süt kadar senin hakkındır” dememiş.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/1600/sscbfutbol3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/sscbfutbol3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yani, insanın içindeki o pis(!), kirli (!), bütün kötülüklerin anası, cennete gitmeyi, toplumsal barış ve huzuru engelleyecek(!) kazanma hırsı ne binlerce yılın dini telkinleri ne de onlarca yılın sosyalist beyin yıkamaları ile tedavi(!) edilememiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;em&gt;Peki o zaman yazının ana fikri ne? Herkes hırs sahibi olsun, açgözlülük iyi birşeydir. Birbirimiz yiyerek gelişebiliriz, filan mı?&lt;/em&gt;” diyenlere peşinden gidilebilecek tek rehberin “&lt;strong&gt;rasyonel bencillik&lt;/strong&gt;” olduğunu söylemekler yetineceğim. Gerisini araştırmak onlara kalmış.&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5435/1358/320/aynrand.jpg" border="0" /&gt;Belki ileriki yazılarda bunu daha da açarız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-114172108775511838?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/114172108775511838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=114172108775511838&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114172108775511838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114172108775511838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/03/insandaki-kazanma-hrs-ve-sosyalizm.html' title='İnsandaki Kazanma Hırsı ve Sosyalizm'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-114103766100146192</id><published>2006-02-27T12:45:00.000+02:00</published><updated>2006-03-07T10:46:07.410+02:00</updated><title type='text'>Yalnızlığa Övgü</title><content type='html'>&lt;p&gt;Taaa Mayıs 2003'te yazdığım bir yazı...Burada da bulunmasında yarar olduğunu düşündüm...(Hala aynı kafada mıyım? Evet!)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yalnızlığa Övgü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç düşündünüz mü niye küçüklüğümüzden beri yalnızlığın / yalnız kalmanın çok kötü bir şey olduğu, insanların, birşey başarmak istiyorsa, devamlı birlikte, grup halinde olması gerektiği öğretilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başına olan insandan ürkülmesi gerektiği, onlardan her türlü hıyanet ve melanet gelebileceği, bu tip "asosyal" insanlardan kimseye yarar gelmeyeceği bilgileri verilir bize?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın doğaya üstünlüğünün romanı Robinson Cruose'un bile tek başına başarmasına göz yumulmamış yanına bir Cuma verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netice itibarıyle "bir elin nesi var…?" değil mi ama?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bu "insanın tek başına/yalnız olmaması gerektiği" saplantısı küçüklükten bile değil ondan çok daha önce de başlayabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayatım, tek çocukla kalmayalım, ona bir kardeş yapalım diyorum&lt;br /&gt;-Haklısın sevgilim, geçenlerde bir makalede okumuştum, ailedeki tek çocuklar ilerki hayatlarında problemli ve toplumsal yönden başarısız oluyorlarmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz büyürsünüz, evde kendi başınıza güzel güzel oynuyorsunuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yavrum, çıkıp dışarıda arkadaşlarınla oynasana.&lt;br /&gt;-Niye, ben böyle iyiyim, sana bir zararım var mı?&lt;br /&gt;-Hayır ama bak arkadaşların ne güzel eğleniyor, sen de çık, biraz da hava almış olursun.&lt;br /&gt;-Hava almak istersem, çıkar alırım ama bu halimden memnunum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha büyürsünüz, okuldasınız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oğlum çeksene elini, cevabı göreyim&lt;br /&gt;-Niye?&lt;br /&gt;-Ne demek niye, aynı arkadaş grubunda değil miyiz?&lt;br /&gt;-Aynı grupta olmakla ne ilgisi var?Sen benim sınava hazırlığımı ve çalışmışlığımı sömürmek istiyorsun.&lt;br /&gt;-İyi, hatırlat da seni sınav çıkışı bir döveyim, öküz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha büyürsünüz, işyerinde performans kağıdınızda "grup çalışmalarına yatkın olmama" özelliğiniz terfinize engel olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha büyürsünüz, bir arkadaşınızın düğününe gitmişsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Haydi abi, bak biz bu kadar oynuyoruz, sen bir sahneye çıkıp döktürmedin.&lt;br /&gt;-Yok, ben böyle iyiyim, sağol, hem ben oynamasını bilmem.&lt;br /&gt;-Olur mu ya, hangimiz biliyoruz ki ?Maksat birlikte eğlenmek.&lt;br /&gt;-Yok, yok, dışarıdan seyretmek daha eğlenceli, siz keyfinize bakın&lt;br /&gt;-Aaa, valla olmaz, bak Allah'ın adını verdim, oynuycaz abi, hadi, kırma beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki niye?Yalnızlık niye kötü, yalnızlık niye "Allah'a mahsus"?Niye yalnız kalmak isteyenler, tek başına bir şeyler başarmaya çalışanlar, grup, topluluk, tarikat, ordu, parti, dernek gibi insanların yalnız kalamadığı kalabalıklara girmek istemeyenler, yalnız olmaktan zevk alanlar, "yardım edilmesi, topluma kazandırılması, bu mümkün değilse ayıklanması gereken zavallılar" olarak görülür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye sürüden ayrılanı kurt kapar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim düşünceme göre bunun arkasında yatan en büyük korku, o yalnız insanın bir şeyler başaracak olması fikri : "Ya o başarırsa, ya diğerleri de onu örnek alırsa?" kaygısı.BEN'in tek başına başaracağından duyulan kocaman bir endişe.Böyle bir durum gerçekleşirse, hemen arkasından insanları birbirine bağlayan o "toplumsal bağ" incelecek, daha doğrusu o bağın tanımının daha doğru, daha hakça ve daha verimli olarak belirlenmesi imkanı doğacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup çalışmalarında herkesin aynı katkıda bulunmasına olanak yoktur ancak ödül veya ceza bütün grup üyelerine aynı şekilde paylaştırılır.Bu, iş yapmamayı ama en azından yapıyor gözükmeyi teşvik, daha fazla girdi sağlayanı ise demotive eden bir durum değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarla konuşurken şu örnek akıllarına geldi:Bir düşünün bundan 550 yıl önce Fatih Sultan Mehmet İstanbul\'u fethetmek için Meclis-i Mebusan azalarını ikna etmeye çalışıyor. "Ya sevgili mebuslar bu olay bir çağı kapatacak, bir başka çağı açacak, milletimiz için çok faideli bir fetih olacak.Bizden sonra gelenler bizi sevgi ve rahmet ile yadedecekler"…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Öyle demeyin devletlûm" diyor muhalefet "bir yeniçerinin tabutunun kalkmasının bedelini ödeyemeyiz.Allah'tan korkun."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tezkere salt çoğunluk sağlanamadığı için reddediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan, tek başına kaldığında daha güçlüdür demiyorum ama daha dürüst olduğu, daha kendisi olduğu kesin.İnsanın diğer hayvanlara olan üstünlüğünü ortaya koyan "görev paylaşımı ile daha fazlasını, daha kısa zamanda elde etme" özelliği bireyselliğe zarar vermemeli.Yani daha iyisini elde etmek için en dürüst halimizden uzaklaşıp diğer insanlarla birlikte olmaktan hoşlanır gözükmek zorunda kalmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın 2 özelliği, kendisini bu dünyanın efendisi ilan etmesine yardımcı oluyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Öğrendiklerini başkasına öğretebilme&lt;br /&gt;2-İş/Görev bölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.özellik sayesinde her insan öğrenmeye sıfırdan başlamıyor ve bu birikim insanı doğaya karşı güçlü kılıyor, 2.özellik de yaşamak için gerekli bütün yeteneklerin öğrenilmesini/sahip olunmasını gereksiz hale getiriyor.Bu sayede ayakkabıcı, ekmek yapmasını bilmek, fırıncı da web sitesi nasıl düzenlenir öğrenmek zorunda değil.Herkes sadece uzmanı veya yeteneği olduğu alanda üretim yaparak diğer ürün ve hizmetlere sahip olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu demektir ki işbirliğinin daha verimli hatta gerekli olduğu sahalar ve zamanlar var.Ancak burada belirleyici etken, bu birlikteliğin zorunlu değil isteğe bağlı olması.Ancak, bireyin "istemezse katılmayacağı" hakkının ona hatırlatılması, katılmamasına olanak verilmesi, hele bir de katılmadığı halde bireysel başarıya ulaşması, kendilerini bir gruba dahil etmiş ve bu durumdan faydalanan avantacı, yağmacı, çapulcu, anaforcu, otlakçı için güzel günlerin sonu demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysellik, hayatı inadına ve kendisi zarar görse de tek başına sürdürme nemrutluğu değil, iki tarafın da istek ve rızasına bağlı bir birlikteliği kabul etme saygısı ve onurudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birey, yalnızken de mutlu ve başarılı olabilir, değilse zaten kendine geçici veya kalıcı sürelerle bir ikinci arayacaktır ama o kendi isteği ile arayana kadar onu zorlamayın lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireyin gücü, toplumun karşısında nasıl ezilmeyebileceği konularında Ayn Rand'ın 2 dev eseri The Fountainhead ve Atlas Shrugged'ı okuduğunuzda bana hak ereceksiniz.The Fountainhead "Hayatın Kaynağı" adı ile Türkçe'ye çevrilmiş, Atlas Shrugged çok yakında kitapçılardaki yerini alacak."Yaşamak İstiyorum" adlı daha kısa romanı ise devletin karşısında ezilmemeyi başaran bireyi anlatıyor. Bu kitapları okumanın yaşamınıza çok şey katacağına inanıyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-114103766100146192?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/114103766100146192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=114103766100146192&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114103766100146192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/114103766100146192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/02/yalnzla-vg.html' title='Yalnızlığa Övgü'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-113922395299910209</id><published>2006-02-06T12:05:00.001+02:00</published><updated>2006-02-07T13:54:46.926+02:00</updated><title type='text'>Karikatür - Yasak ve Hoşgörü</title><content type='html'>Bir Danimarka gazetesi Hz.Muhammed karikatürleri yayınladı ve çıngar çıktı. İslam toplumu hoşnutsuzluğunu belirtti, diğer bazı Avrupa ülkeleri gazetelerinde destekleyici tarzda İslami açıdan yasak olan Hz.Muhammed'in suretinin çizilmesi bir de karikatüre konu edilince elçilik yakmaya kadar giden misillemeler başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da konu - her zamanki gibi - "İslam ne kadar hoşgörüsüz bir din", "Bu konuya da hoşgörü mü gösterilir kardeşim?", "Ya ne var bunda?", "Yasak yahu anlamıyor musun?", "Önce niye yasak olduğuna bir baksak?", "Bakmayalım..Yapma deniyorsa yapmayacaksın, yoksa sonuçlarına katlanacaksın" sağır dövüşü gelip gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer konulara geçmeden şunu söyleyeyim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karikatürleri gördüm...Esprisi olmayan, birşeyleri başlatmak, birşeyleri aşmak, birilerini kışkırtmak veya birşeylere örnek olmak için sipariş üzerine çizildiği belli militan mizahı yüklü çiziktirmeler. (Leman dergisinin güneydoğu sorunlarını irdeleyen karikatürleri gibi. "Benim derdim güldürmek değil mesaj vermek" diyen karikatürler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam'da niye Hz.Peygamber'in resmedilmesi yasak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk cevap hep : "Putlaşma olmasın" diye. E sen, hırka-i Şerif, Sakal-ı Şerif, ayakizi diyerek başka şeyleri putlaştırmış durumdasın. Bu yasağın bu uygulamalarınla çelişmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir seçenek daha var : Hz.Muhammed o kadar güzel bir insandı ki, resmini gören/görecek olan kadınlar ona aşık olurlar(dı). O zaman da rekabete dayanamayacak insanlar böyle bir yasağı başlatıp destekler hale geldiler. Bu nasıl/ne boyutta bir güvensizliktir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam tarafının anlayamadığı şey aslında Batı toplumlarının da anlayamadığı şeyle aynı...Batı diyor ki "ya, bu konuyu niye bu kadar dert ediyorlar? Bizim Hz.İsa için neler yaptığımızı görmüyorlar mı? Kendi peygamberimize böyle yapıyorsak inanmadığımız bir peygambere daha saygılı olabileceğimizi nasıl düşünüyorlar? Bize bu yasağın mantıklı bir gerekçesini sunup, bizi ikna etmeden olduğu gibi kabul etmemizi nasıl bekliyorlar ki?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap: Onlar sizin gibi akıl çağından henüz bir bütün olarak geçmedi ki...(Geçeni var, sınava daha yeni gireni var, sınava girmeyi reddedeni var)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görselleştirmek adına şu denilebilir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, kadınla el sıkıştığı - hatta sesini duyduğu - zaman abdestinin bozulacağını düşünen insanlar var. "Manyak mısın, sapık mısın ya? El sıkışmadan ne olurmuş?" diyen de var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karısının yabancı bir erkekle el sıkışmasına izin veren erkeği, karısını peskeş çeken erkek olarak gören var. Bu durumda bu iki erkeği nasıl bir akıl sofrasına oturtacaksınız da bir eskimo geleneği olan (ne kadar geyik bilmiyorum ama yıllardır duyarım) "gelen misafire her türlü ikramın yanında koynuna evin hanımını da sokma" misapirverlerliğinden bahsedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyu islamcı "a-ha ben demiştim işte bugün karısının elini veren yarın karısının tamamını verir" diyebilir, ılımlı olan da "ne alakası var ya? O başka şey bu başka şey" diyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte akılın ortadan kalkıp, inançların ortalığa döküldüğü ve tek tartışma kriterinin "ben böyle bir inanca sahibim, dur seni de ikna edeyim" olduğu bir durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki taraf da birbirini anlamıyor, gerekli donatıya sahip değil, 3. bir tarafı ise hiç anlamıyorlar. 3. taraf da ikisini birden anlamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayda en çok kaybedenler de Türkler olacak. Çünkü batı zaten Türk harici İslam nüfusunun öyle olduğunu giyim-kuşamlarından, kadına bakış açılarından, hükümet yapılarından, yaşam tarzlarından biliyor. Ya tamamen uzak duruyor ya da "paraları/petrolleri bitene kadar katlanırım" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklere ise bakış açıları şu olacak : "Görünüşte onlara benzemiyorlar ama madem aynı dine mensuplar, madem ki diğer taraf bunu din adına yapıyor. Türkler de bugün olmasa da yarın, dışarıdan olmasa da içeriden, gündüz olmasa da gece, bunlarla aynı seviyede"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim kaybımız da bu olacak işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağduyuya davet etmek boşuna çünkü iki taraf da öyle bir davette ne giyeceklerini bilmiyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-113922395299910209?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/113922395299910209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=113922395299910209&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/113922395299910209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/113922395299910209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/02/karikatr-yasak-ve-hogr_06.html' title='Karikatür - Yasak ve Hoşgörü'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-113653974868012054</id><published>2006-01-06T11:27:00.000+02:00</published><updated>2006-01-06T14:10:13.070+02:00</updated><title type='text'>Mutluluğun sırrı küçük değişikler</title><content type='html'>Akşam Gazetesi'nden aldım :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son madde hariç ötekileri yapın, karışmam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama 10. maddeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bencil olun....Başkalarının size iyi birşeyler yapmasını bekleyeceğinize siz kendiniz için iyi birşeyler yapın. Hem daha çabuk olur hem de tatsız/nahoş sürprizler olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin "&lt;em&gt;umarım sevgilim/eşim/dostum/kardeşim/arkadaşım bana doğru hediyeyi alır&lt;/em&gt;" diye bekleyeceğinize gidin o hediyeyi kendinize hediye edin. Hem çabuk hem garantili...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkaları için iyi bir şeyler yapıyor olduğunuz durumda dahi öncelik kendinizde olsun. Herkes kendisi için iyi bişiler yapsın"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde revize etmek istiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Mutluluğun sırrı küçük değişikler&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Haftada bir kez sevgilinizle veya bekarsanız arkadaşınızla 1 saat boyunca sohbet edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Hobinizin ne olduğunu mutlaka bulun. Spor, müzik ve hatta çalışmak bile hobiniz olabilir. Yeter ki yapmayı sevdiğiniz bir şeyi keşfedin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Daha az mükemmeliyetçi olmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Partide duvar süsü gibi durmayın. İnsanlarla göz teması kurun, onlarla konuşun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Günde en az bir kez kahkaha atın. Bu sayede, kalbe kan pompalanması hızlandınır, kaslar&lt;br /&gt;daha fazla haraket etmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Haftada 3 kez yarımşar saat egzersiz yapın. Bu kendinizi yüzde 20 oranında iyi hissetmenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Gülümseyin. Böylece, vücuda endorfin salgılanmış olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8) KENDİNİZİN en iyi arkadaşı olun. İç sesinize hep kulak verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) Sıcak bir banyo, bir bardak şarap, masaj veya seks. Dokunmak ve orgazm, endorfin salgılamanızı sağlar. Bu sayede, bulutlara uçmuş kadar mutlu ve sakin olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10) BENCİL olmayın. Başkaları için mutlaka iyi bir şeyler yapın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-113653974868012054?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/113653974868012054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=113653974868012054&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/113653974868012054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/113653974868012054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/01/mutluluun-srr-kk-deiikler.html' title='Mutluluğun sırrı küçük değişikler'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19207593.post-113638960055968703</id><published>2006-01-04T17:39:00.000+02:00</published><updated>2006-01-04T17:52:34.810+02:00</updated><title type='text'>TDK Türk Gençliğine Don Kişot'u Yanlış Tanıtıyor(muş)</title><content type='html'>&lt;p&gt;Geçenlerde bir arkadaşın arkadaşının bir protestosundan haberim oldu &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Sayın İlgili, &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Can Dündar'ın 19/12/2005 tarihli gazete yazısıyla farkına vardığım Kurumunuz Türkçe sözlüğündeki'donkişotluk' sözcüğünün "Ortada gereklilik olmadığı halde kahramanlık göstermeye çalışmak" tanımından büyük rahatsızlık duydum. Cervantes'in söz konusu romanının anafikrini ve günümüz donkişotlarını en iyi tanımlayan Petit Larousse'un "Haksızlıklara karşı savaşan ve bunları düzeltmeye çalışan idealist davranış biçimi..." veya Webster sözlüğün "Erdemleri savunmak" tanımlarından giderek ömrü Türk halk sağlığı için komik ücretler ve ilgisiz işlerde çalıştırılarak, yine ömrü Türkiye çevresini korumak için eylemlerle ve yazı yazmakta geçen ve geçmekte olan bizim gibileri rahatlatacak ve doğru sözcüktanımını oluşturması için gereğini saygılarımla arz ve rica ederim. &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bu ülke ve dünya ne yazık ki sizin tanımınız ne olursa olsun donkişotluk yapanların, bu uğurda yaşamlarını feda edenlerin sayesinde bugünlere gelmiştir. Taa Spartaküs'ten bu yana. &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Saygılarımla.Umur Gürsoy &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ben de şöyle yanıt verdim : &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Saçma bir uğraş gibime geldi...Türk dilinde kullanımı öyle gerçekten de...Yabancı kaynaklarda başka türlü olması bizimkini yanlış çıkartmaz ki... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu aşamada bir ricam olacak. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu yazıyı yazıp yanlışlığı vurgulayana insanlara, Türkçe'deki "Felsefe yapmak" fiilinin nasıl olup da "Bilgiçlik taslamak" anlamına geldiğini veya siyasetçilere "politika yapmayın Sn. bilmemkim" derken adamın aslında politika yapmak için para aldığını ancak Türkçe'de politika yapmanın lafı dolandırıp durmak anlamına geldiği sorulsun veya bunun için de "aslında felsefenin anlamı şudur siz felsefe yapmak fiilini böyle kullanarak felsefeyi küçümsüyorsunuz" gibi bir protesto yapıp yapmayacaklarını sorulsun. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra kendi kendimize soralım bakalım biri bize "senin yaptığın da tam Don Kişot'luk ha!" dediğinde bunu iltifat olarak mı alırız yoksa hak veriyorsak "haklısın ya, ben de boşveriyorum o zaman anasını satayım, ne halleri varsa görsün" diye mi yanıtlarız. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Huysuzluk iyidir, yapılmalıdır ama temeli de olsun biraz yau..Yaşayan Türkçe'yle bağlantımız olsun...Bir erkeğe "etekleri zil çalıyor" dendiğinde "kardeşim biz İskoç muyuz, niye erkekler etek giysin ki?" diye çemkirilmesin (bu "çemkirmek" lafını da yeni duydum, çok hoşuma gitti, yaygınlaştırmaya çalışıyorum...Huysuzluğun bir sonraki aşaması gibi) &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19207593-113638960055968703?l=psikopatates.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://psikopatates.blogspot.com/feeds/113638960055968703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19207593&amp;postID=113638960055968703&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/113638960055968703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19207593/posts/default/113638960055968703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://psikopatates.blogspot.com/2006/01/tdk-trk-genliine-don-kiotu-yanl.html' title='TDK Türk Gençliğine Don Kişot&apos;u Yanlış Tanıtıyor(muş)'/><author><name>Huysuz Orta Yaşlı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
